Rachel Arthur: Sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak için üretim hacimleri ve teşvikler neden değişmeli?
Küresel moda endüstrisinde sayısız sürdürülebilirlik girişimi mevcut, ancak bu dönüşüme gerçekte kim yön veriyor? Bu çabalar kamuoyu tarafından ne ölçüde biliniyor? Bu serimizde, moda dünyasındaki değişime yön verenler, danışmanlar, sürdürülebilirlik uzmanları ve aktivistlerle çalışmalarından neler öğrenebileceğimizi görmek için bir araya geliyoruz.
Bu bölümde, sürdürülebilir moda ve tekstil alanında stratejist, danışman ve yazar olarak çalışmalarını sürdüren Rachel Arthur ile konuşuyoruz. Arthur, kariyerini sürdürülebilir değişimi teşvik etmeye adamış bir isim ve bu kapsamda BM Çevre Programı'nda (UNEP) danışman olarak da görev yapmış. Bir uzman olarak, aşırı üretimden yeni iş modellerinin uygulanmasına kadar uzanan sürdürülebilirlik konularındaki derinlemesine analizlerini ve yorumlarını düzenli olarak paylaşıyor.
1. Sizi tanıyabilir miyiz, geçmişinizden bahseder misiniz? Sürdürülebilir moda alanında çalışmaya nasıl başladınız?
Rachel: "Eğitimim gazetecilik üzerine. Kariyerime bir haber merkezinde, moda endüstrisindeki gelişmeleri iş dünyası perspektifinden aktararak başladım. Sekiz yıl boyunca WGSN'de trend tahmini alanında çalıştım; e-ticaretten sosyal medyaya, teknolojiden dijital dönüşüme ve inovasyona kadar her türlü değişim sinyalini takip ettim ve haberleştirdim. Bu süreç zamanla sürdürülebilirlik alanına evrildi. Biyobilim, yeni materyaller, blokzincir ve izlenebilirlik gibi konuları ele almaya başladım ki bu da benim sürdürülebilirlik dünyasına giriş noktam oldu. Sektörün bu tarafında yer alan pek çok kişi gibi, bu dünyanın kapısını bir kez araladığınızda artık geri dönüş pek mümkün olmuyor."
"Eş zamanlı olarak bağımsız danışmanlık yapmaya başladım ve son on yıldır bu alanda çalışıyorum. Kendime, değişime öncülük ettiğine ve dönüşüme katkı sağladığına gerçekten inandığım projelere odaklanma sözü verdim. Bu yaklaşım beni 2020'de BM Çevre Programı'na (UNEP) taşıdı ve o zamandan beri Sürdürülebilir Moda Savunuculuk Lideri olarak görev yapıyorum. Farklı kapasitelerde başka kuruluşlara da danışmanlık hizmeti veriyorum. Tekstilin yüksek düzeyde kirletici bir endüstri olarak önceliklendirilmesi ve değer zinciri boyunca sürdürülebilirlik ve döngüsellik için değişim teorilerinin oluşturulmasına yardımcı olduğumdan beri, UNEP'te olmak gerçekten heyecan verici bir süreç oldu; çünkü bu dönemde çalışmalar büyük bir ivme kazandı."
2. Üzerinde çalıştığınız ve bizimle paylaşabileceğiniz projelerinizden bazıları nelerdir?
"UNEP bünyesinde çalışmaya ilk başladığımda, daha sürdürülebilir bir moda sektörünün benimsenmesi ve değişimin teşvik edilmesinde iletişimin rolü üzerine bir strateji hazırlamakla görevlendirildim. 2021'de yayımlanan bu çalışma, hikaye anlatıcılığının gücüne ve sektörün anlatısını değiştirme gerekliliğine odaklanıyordu. 'Modanın sorunu' olarak tanımlanan pek çok şey, hız, yenilik, statü ve sosyal onay ihtiyacı etrafında şekillenen bu anlatının temelinde yatıyor. Bu süreçte sektör; insan, doğa, zanaatkarlık, özen ve hakkaniyet gibi temel değerlerinden uzaklaştı."
"Bu çalışmanın devamı olarak, 2023'te UNEP ve UNFCCC'nin ‘Sürdürülebilir Moda İletişim Rehberi’ni hazırlayıp yayımladım. Bu rehber, pazarlamacılardan medyaya, aktivistlerden eğitimcilere kadar tüketiciyle doğrudan iletişim kuran herkes için bir kılavuz niteliğindeydi. Rehberde, yeşil aklamadan (greenwashing) nasıl kaçınılacağı, aşırı tüketimi körükleyen mesajların nasıl azaltılacağı ve modayla çevresel ve sosyal sürdürülebilirlikle uyumlu etkileşim kurma yollarının nasıl teşvik edileceği anlatılıyor. O dönemde aşırı tüketim üzerine yapılan tartışmalar oldukça sınırlıydı, ancak üretim hacimleri bu denli yüksekken yalnızca üretim kaynaklı etkileri ele almanın yeterli olmadığı açıktı."
"Ayrıca 2024'te Textile Exchange için kaleme aldığım ‘Büyümeyi Yeniden Düşünmek’ başlıklı makalede, sektörün üretim ve tüketim ölçeğinin sürdürülebilirlik hedeflerini nasıl baltaladığını inceledim. Bu makale, genişleme odaklı bir modelin bu hedeflerle neden uyumsuz olduğunu araştırıyor ve bu konudaki diyaloğu zorlaştıran kültürel ve yapısal engelleri mercek altına alıyor."
"Bugün çalışmalarımın büyük bir kısmı, gerçek değişimi mümkün kılmak için değişmesi gereken kaldıraçları, teşvikleri ve çerçeveleri belirleyen bu sistemik bakış açısı üzerine kurulu. İster işletmelerle, ister STK'larla veya politika yapıcılarla çalışayım, odak noktam her zaman yüzeysel semptomları gidermekten ziyade, temelinde yatan modeli yeniden şekillendirmek oluyor."
3. Son beş yılda döngüsellik ve sürdürülebilirlik alanında ne gibi temel değişimler gözlemlediniz?
"Son beş yılda, sürdürülebilirlik alanına dahil olan insan sayısında ciddi bir artış yaşandı ki bu inanılmaz derecede umut verici ve motive edici bir gelişme. 2020'de COVID dünyayı durma noktasına getirdiğinde, 'başka bir yolun mümkün olduğuna' dair güçlü bir his hakimdi. Bu durum bize sistemi sorgulama ve sadece nasıl tükettiğimizi değil, nasıl ürettiğimizi de yeniden düşünme fırsatı verdi. Çalışanlara destek olmaktan, el değmemiş yerlerde biyoçeşitliliğin geri dönüşüne tanıklık etmeye kadar, modanın 'vazgeçilmez' olarak gördüğü pek çok şeyin aslında gereksiz olduğu ve sürdürülebilirliğin mümkün olduğu anlaşıldı."
"Bu ivme, 2021 ve 2022 boyunca yeni hedefler, yeni roller ve yasal düzenlemelerdeki ilerlemelerle umutları yeşerterek devam etti. Ancak geçen yıl siyasi çatışmalar ve ekonomik gerileme bu ilerlemeyi yavaşlattı. Şu anda, işlerin her zamankinden daha zor olduğu ve iyimserliği korumanın güçleştiği bir dip noktadaymışız gibi hissediyoruz. Yine de, bu alanda çalışan bizler tarihin doğru tarafında olduğumuzu biliyoruz. 2025'in özellikle cesaret kırıcı başlangıcının ardından, yılın ikinci yarısı yenilenmiş bir kararlılık getirdi."
"Şimdi ise ne olursa olsun ilerlememiz gerektiğine dair artan bir kanı var. Son beş yılda değişen şey, neyin değişmesi gerektiğini konuşmaktan, bunu fiilen uygulamanın çok daha zorlu olan kısmına geçmiş olmamız. Üstelik tüm bunları, süreci daha da meşakkatli hale getiren siyasi ve ekonomik baskılarla mücadele ederek yapıyoruz. Yine de ortada bir pozitiflik, anlamlı bir ilerleme ve temkinli bir umut var. Tahminler, 2027 veya 2028'e kadar daha güçlü bir yükseliş trendine geri döneceğimizi gösteriyor ve ben de bu hedef doğrultusunda çalışıyorum. Gerçekten olumlu ve anlamlı bir ilerleme kaydediliyor."
4. Sizce sektör döngüsellik konusunda bir dönüm noktasına yaklaşıyor mu, yoksa henüz o noktada değil miyiz? Neden?
"Henüz bir dönüm noktasında olduğumuzdan emin değilim. Bu, özellikle daha büyük sistemlerin ilerlemenin önünde durduğu bir ortamda, biraz hüsnükuruntu olabilir. Finansal desteklerin kesildiğini ve savunuculuk örgütlerinin kapandığını görüyoruz. Geriye dönüp baktığımızda, 2026'nın bu dönüm noktası için zemin hazırladığını söyleyebilmeyi isterdim, ama henüz o noktada değiliz. Belki bir dip noktasına ulaştık ve yukarı doğru tırmanmaya başladık, ancak gerçek bir dönüm noktasının hala inşa edilmesi gerekiyor."
"Ancak şu anda işin zorlu, teknik kısmıyla, yani en ince ayrıntılarıyla uğraşıyoruz. Bu işin derinliklerinde çalışan insanlar harika ve son derece adanmış durumdalar. Buradaki zorluk, mevcut sistemin onların çabalarının, var olan daha 'sürdürülemez' modelle rekabet edebilecek kadar büyümesine izin vermemesi. Bu sistemik engeli aşmadığımız sürece, gerçek bir dönüşüm gerçekleşmeyecek."
5. Moda ve tekstil sektörünün gerçek etki/değişimi hızlandırmak için atabileceği somut ve uygulanabilir adımlar nelerdir?
"Sistem değişikliği perspektifinden bakıldığında, tek bir işletmenin tek başına başarabileceği basit bir eylem veya model yok. Bu, her alanda karmaşıklık ve uyum gerektiren, tabiri caizse 'her şey, her yerde, aynı anda' bir yaklaşım istiyor. Ancak temel olarak, sektörün aşırı üretim hacimleriyle yüzleşmesi gerekiyor. Sadece atık veya satılmamış stoklardan değil, modelin kendisine işlemiş, piyasayı dolduran ve ürünlerin modasının çabuk geçmesini sürekli kılan arz fazlasından bahsediyorum."
"Bunu değiştirmek için teşvik yapılarını ve değeri nasıl tanımladığımızı yeniden düşünmeliyiz. Bu, çevresel ve sosyal maliyetleri yansıtmak için gerçek fiyatlandırmayı entegre etmek ve şu anda başarı olarak adlandırdığımız şeyin temelini oluşturan üretim hacimlerini ele almak anlamına geliyor; zira bu model, iklim gerçekleri karşısında ayakta kalamaz."
6. Sizce iş birliği ve inovasyon, moda endüstrisinde sistemsel değişimi yönlendirmede nasıl bir rol oynuyor?
"İkisi de temel öneme sahip, ancak bunların gerçekte ne anlama geldiği konusunda dürüst olmalıyız. Teoride iş birliği yapma, ne yapılması gerektiğini konuşma konusunda iyiyiz, ancak değişimi yönlendirmek ve bunu finansal olarak desteklemek için gerçekten birlikte çalışma konusunda çok daha az etkiliyiz. Üretim hacimleri ve pazarlama gibi en kritik konulardan bazılarını rekabet yasaları nedeniyle kolektif olarak ele almak zor, yine de bu konular açık bir diyalog gerektiriyor."
"İnovasyon ise vazgeçilmez. Yeni malzemelerden, geri dönüşüm, yeniden satış ve yeniden kullanımı ele alan tam yaşam döngüsü modellerine kadar halihazırda ortaya çıkan inanılmaz çözümler var. Ancak inovasyon, yeni kaynak kullanımının yerini aktif olarak almadığı sürece tek başına yeterli olmayacaktır. Nihayetinde, bu döngüsel modellerin, geri dönüşümün veya yeni teknolojilerin hiçbiri, zorunlu düzenlemeler olmadan ölçeklenemez. Mevcut gönüllülük esasına dayalı sistem, 'kuralları' görmezden gelenlerin genellikle kazandığı, son derece rekabetçi bir ortamda işliyor. Oyun alanını eşitlemek için düzenlemelere ihtiyaç var; böylece doğru olanı yapmak bir dezavantaj değil, adil rekabetin temeli haline gelir."
7. 2026 yılına girmişken, gerçek değişimi sağlayabilecek çözümlerin uygulanması veya ölçeklendirilmesi konusunda karşılaşılan temel zorluklar nelerdir?
"Bence döngüsel modellerin ölçeklenmesi için yeterince elverişli bir ortam yok. Politika teşvikleri sınırlı, bu nedenle eski, geleneksel işleyiş biçimi daha kolay ve daha ucuz. Ayrıca, tüketicilerin bu konuya tam olarak ilgi göstermediğine dair bir algı var, bu da yatırımı riskli hale getiriyor. Bu durum klasik bir tavuk-yumurta döngüsüne dönüşüyor: Markalar tüketicilerin hazır olmadığını söylüyor ve yatırım yapmıyor, ancak geleneksel pazarlamaya ayrılan bütçe, döngüsel modelleri tanıtmaya ayrılandan çok daha fazla. Eğer bu fonlar yön değiştirseydi, bu alana daha fazla dikkat çekilebilir ve talep artabilirdi."
"Ayrıca, nelerin mümkün ve erişilebilir olduğu konusunda büyük bir farkındalık eksikliği var. Bunun ötesinde, tedarik zincirindeki parçalanma ve şeffaflık eksikliği de işleri daha da karmaşıklaştırıyor. Ancak ölçeklenme açısından bakıldığında, en büyük engeller politika, finansman ve nihayetinde teşvik yapıları. Başarıyı hala mevcut sistemi pekiştiren ve sürdürülebilirliğin mümkün olduğu bir dünyaya hizmet etmeyen gelir ve GSYİH gibi metriklerle ölçüyoruz. Oysa değişimi yönlendiren en ilginç alternatif modellerin çoğu bu metriğe uymuyor. Örneğin, yerel bir WhatsApp paylaşım grubu, gelir yaratmadan sürekli bir değer alışverişi oluşturur. İnsanlar eşyalarını takas eder, eşyalar daha fazla kullanılır ve insanlar fayda sağlar, ancak bunların hiçbiri ulusal bir bilançoda görünmez. Bu durum, değeri nasıl tanımladığımızı ve neyi başarı olarak kabul ettiğimizi sorgulamamıza neden oluyor."
8. Peki, daha sürdürülebilir çözümleri ölçeklendirmede sektör için temel fırsatlar veya en büyük avantajlar nelerdir?
"Bence burada, tamamen yeni iş türleri de dahil olmak üzere tonlarca fırsat var. Genellikle geleneksel modellere sıkışıp kalıyoruz, ancak alternatif yollar sunan yeni bir moda ekosistemi zaten ortaya çıkıyor. Örneğin, Vinted, Depop, eBay ve Vestiaire Collective gibi ikinci el platformlarının büyümesi, modayı farklı yapma konusunda büyük bir tüketici iştahı ve gerçek bir ticari potansiyel olduğunu kanıtlıyor."
"Aynı zamanda, daha az üretmekten bahsettiğimizde, bu konuya anında gelen tepki, gelişmekte olan pazarlardaki istihdamla ilgili endişeler oluyor. Bence bu anlatıyı değiştirmeliyiz. Aşırı üretimle mücadele etmek, geçim kaynaklarını kesmek anlamına gelmek zorunda değil; daha kaliteli, daha iyi ücretli işler yaratmak anlamına gelebilir. Bu, Textile Exchange için hazırlanan ‘Büyümeyi Yeniden Düşünmek’ analizinin de ana odak noktasıydı: sadece bir geçiş sağlamanın ötesine geçmek ve büyümeyle mücadele çabalarının aynı zamanda işçileri ve toplulukları korumasını sağlamanın önemi. Bu değişimi korku, olumsuzluk veya tartışma üzerinden çerçevelemek yerine sormalıyız: Hangi yeni fırsatlar ortaya çıkabilir ve iş gücü piyasalarını buna göre nasıl dönüştürebiliriz? Bu konunun üzerine gitmeliyiz ve eğer modeli yeniden düşünmeye istekliysek, bunu geçim kaynaklarını güvence altına alacak şekilde yapabiliriz."
9. Moda endüstrisinin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Bardağın dolu tarafını mı yoksa boş tarafını mı görüyorsunuz?
"Bardağın dolu tarafını gören biriyim ama aynı zamanda gerçekçiyim. Değişimi yönlendirmeye odaklanmış insanlar konusunda çok iyimserim, çünkü sürdürülebilirlik topluluğu içinde gerçek bir ivme ve neyin değişmesi gerektiğine dair net bir anlayış var. Ancak, siyasi irade eksikliği çok belirgin. Mevcut siyasi konjonktür göz önüne alındığında, durum gerçekten zorlayıcı, çünkü politika desteği olmadan hedefe ulaşamayız. 2030 ve 2040 hedefleri acil ve göz korkutucu olsa da, özellikle tüketim etrafında konuştuğumuz türden sistemik bir değişim bir gecede gerçekleşecek bir şey değil."
"Bu yüzden anlık kazanımlara daha az odaklanıp, kısa vadeli acil hedeflere katkıda bulunmaya devam ederken, daha derin ve uzun vadeli bir değişimin temelini atmaya çalışıyorum. Bu uzun vadeli bakış açısı, pozitif kalmama yardımcı oluyor. Nihayetinde, sektörün de aynısını yapması, kısa vadeli düşüncenin ve çeyrek dönemlik getirilerin ötesine geçerek gerçekten kalıcı olabilecek bir şey inşa etmeye yönelmesi gerekiyor."
10. Okuyucularımıza, moda yöneticilerine ve sektör profesyonellerine son bir mesaj veya düşündürücü bir not olarak ne paylaşmak istersiniz?
"Bireysel düzeyde, hepimizin üzerimize düşeni yapmak için ne yapabileceğimizi kendimize sormamız gerektiğini düşünüyorum. Eğer halihazırda değişime öncülük etmiyorsanız, mevcut rolünüzde buna nasıl başlayabilirsiniz? Bu, işinizi içeriden dönüştürmek, kariyer yolunuzu değiştirmek veya kişisel düzeyde değişiklikler yapmak anlamına gelebilir."
"Ancak sektörün geneli için mesele, daha geniş bir perspektiften bakmak. İçinde faaliyet gösterdiğimiz sistemin temelden yıkıcı olduğu ve mevcut 'sürdürülebilirlik' modelinin genellikle sadece mevcut düzeni pekiştirdiği gibi daha zor bir gerçekle yüzleşmeliyiz. Bu sistemi kolektif olarak yeniden düşünmeye istekli olmadığımız sürece, gerçekten ihtiyaç duyulan türde bir değişimi yaratamayız."
- Değişime Yön Veren Dr. Natascha van der Velden: 'Daha az, ama daha iyi yapın'
- Değişime Yön Veren Baptiste Carrière-Pradal: 'Hızlı modayla tek başına savaşmak tek boynuzlu atları kovalamak gibidir, sistemi durdurmaz.'
- Değişime Yön Veren Romain Narcy: 'Büyüme, yeniden satış, kiralama ve hizmet olarak ürün gibi döngüsel stratejiler merkezde olacak şekilde yeniden tanımlanmalı'
- Değişime Yön Veren Saqib Sohail: 'Gerçek değişim, gerçek bir ortak yaratımla başlar. Sürdürülebilirlik planları genellikle tepede yapılır ve aşağıya doğru aktarılır'
- Kim van der Weerd: 'Moda endüstrisinin uzun, karmaşık tedarik zincirleri, doğası gereği bir zorunluluktan ziyade markaların ve perakendecilerin bilinçli bir tercihidir.'
- Ellen Haeser: 'Moda, trendleri kovalamaktan anlam yaratmaya geçmeli'
- Döngüsel bir ekonomi ve moda endüstrisi için davranışsal değişim anahtardır
- Bu döngüsel iş modellerini hayata geçirmek neden bu kadar zor?
- Moda endüstrisinde sistem değişikliği nerede?
- CSRD'ye nasıl uyum sağlanır? Öncü Schijvens Kurumsal Moda, KOBİ'ler için ipuçlarını paylaşıyor
- “Sürdürülebilir Tekstiller”: yeni nesil malzemeler, biyo-bazlı malzemeler ve geri dönüştürülmüş malzemeler nelerdir? (Bir malzeme ne zaman gerçekten geri dönüştürülmüş sayılır?)
- Onarım daha fazla dikkat çekiyor - moda sektöründe de - Peki ya en sevdiğimiz giysilerin keyfini daha uzun süre çıkarabilseydik?
Bu makale, bir yapay zeka aracı kullanılarak Türkçeye çevrilmiştir.
FashionUnited, dünya çapındaki moda profesyonellerinin haberlere ve bilgilere daha geniş erişimini sağlamak amacıyla yapay zeka dil teknolojisinden faydalanmaktadır. Doğruluğa özen gösterilse de, yapay zeka çevirileri sürekli olarak gelişmektedir ve şu an için tamamen kusursuz olmayabilir. Bu süreçle ilgili herhangi bir sorunuz ya da yorumunuz varsa, bize info@fashionunited.com adresinden ulaşabilirsiniz.